Almanya'da MIT-Ajanları

Ankara'dan selamlar

Mehmet Fatih S. Almanya'da kendini senelerce gazeteci olarak tanıttı. Asıl görevi: Kürt aktivistleri araştırıp bir cinayet planlamak.

MARKUS SEHL , 2017-02-20

Yüksel Koç'u öldürme planı, çizgisiz bir A4 kağıda sığdırılmış. Kağıtta mavi tükenmez kalemle şunlar yazıyor; „Yüksel Koç'un ölmesi halinde, ekiple sürekli bağlantı içinde kalmamız ve herşeyi detaylıca görüşmemiz gerekiyor.“ Eğri büğrü yazılmış notun üzerindeki tarih: 28 Haziran 2016. „Eylemi gerçekleştirmek için en iyi zaman, bir gösteri esnası“.

Notun Mehmet Fatih S.'e ait olduğu tahmin ediliyor. 2014 ilkbaharında Almanya'ya gelen S., Bremen'de Türkiye'nin doğusunda yayın yapan küçük bir kanal olan Denge TV için muhabir olarak çalışmaya başlıyor. İkinci işvereni ise ilkinden çok daha güçlü: Milli İstihbarat Teşkilatı, kısa adıyla MİT.

Almanya'da casusluk davalarına bakmakla yükümlü olan Federal Başsavcılık, 31 yaşındaki S.‘nin Almanya'daki Kürtler ve onlara ait kurumlar hakkında bilgi topladığı ve paylaştığından şüpheleniyor. Savcının önündeki dosyada düzinelerce rapor, not ve fotoğraf var. Bunlar, ajan olduğu tahmin edilen S.'ye ait kişisel kayıtlar, ve S.‘nin ikili yaşamına ışık tutuyor. taz.gazete, bu döküman ve fotoğrafların 20'den fazlasını elinde bulunduruyor. Federal savcılığın soruşturmalarını bu belgelere dayandırması, bu dosyaların güvenilir nitelikte sayılabilmesi için geçerli bir argüman.

Bremen'de yaşayan Yüksel Koç, ajanın hedef tahtasında yer alıyordu. 52 yaşındaki Koç, Avrupa Kürt Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve Avrupa'daki Kürt hareketinin öncülerinden sayılıyor. Örgütün Almanya kolu, Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı'na göre, PKK ile bağlantı içerisinde. Türkiye, Koç'u bir devlet düşmanı olarak görüyor. Ajan olması muhtemel olan S. ise Koç'u ana hedef olarak görüyor.

S., Bremen'de Koç ile irtibat kurmaya çalışıyor ve kendisini gazeteci olarak tanıtıyor. İkisi pek çok kez buluşuyorlar. Bir seferinde Koç, S.'yi kendi evine davet ediyor. 2015 ilkbaharında ikisi Bremen'deki bir Kürt Kültür Derneği'nde buluşuyorlar. S., Koç ile ropörtaj yapmak istiyor. Bu karşılaşmadan çekilmiş bir fotoğraf, tarihe not düşülüyor; İki adam bir kitaplığın önünde oturuyor.

S. elinde Denge TV mikrofonunu tutuyor. Dökük saçlı ve çenesinde sakal olan S., beyaz yakalı bir tişört giyiyor. İri bir bıyık ve yüzünde gülümseme çizgileri olan kısa boylu bir adam olan Yüksel Koç ise, birazdan mikrofona ne söyleyeceğine konsantre olmuş. Yanında oturanın gizlice kendisinin ölümünü planladığından haberi yok. Daha sonra S., fotoğrafın üzerinde „Yüksel Koç ile bir buluşma“ notunu düşüyor. Bu, işvereni için bir not mu?

Erdoğan'ın Ajanları Uzun Zamandır Almanya'da Aktif

Federal suçlarla mücadele dairesinden özel bir birlik, S.‘yi 15 Aralık 2016 günü Hamburg'da yakalıyor ve evini arıyor. S., şu anda Karlsruhe'de tutuklu bulunuyor. Gizli servis emrinde ajanlık faaliyeti yürütmekten hüküm giymesi halinde, beş yıla kadar hapis cezası alabilir.

Soruşturmanın sürmesi nedeniyle Federal Savcılık konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınıyor. Federal hükümet, konunun yetkisinin Federal Savcılıkta olduğuna işaret ederken, S.'nin avukatı da devam eden dava ile ilgili açıklama yapmak istemiyor. Berlin´deki Türk Büyükelçiliği'nden de konuyla ilgili bir açıklama gelmiyor.

Bir ajanlık skandalı, şu sıralar Türk-Alman ilişkilerinin ihtiyaç duyduğu en son şey. İki ülke arasındaki siyasi hava, nadiren bu kadar gergin olmuştu. Temmuz 2016'da bastırılan darbe girişiminin ardından Türkiye'de hukuk devletinden geriye çok az şey kaldı. Arta kalan demokrasi kırıntıları da iki ay sonraki referandum ile tamamen yok olma tehdidi altında. Diğer yandan AB ve Türkiye arasındaki mülteci anlaşması, Türkiye'yi Alman göç politikasının vazgeçilmez bir partneri haline getirdi. Angela Merkel iki hafta önce, sert dalgalara maruz kalan ilişkileri düzeltmek için bir kez daha Ankara'ya gittiği sıralarda, Mehmet Fatih S.‘nin dosyası federal savcılığın önündeydi.

Erdoğan'ın uzun kollarının yıllardır Almanya'ya dek uzandığını gösteren pek çok ibare var. 2016'nın yaz aylarından beri Alman güvenlik çevrelerinde bir sayı dolaşıyor: Buna göre 6.000 muhbir, Türk gizli servisi için çalışıyor. Bu sayıya göre Almanya'daki her 500 Türk kökenliye bir muhbir düşüyor.

Şüpheliler arasında ört imam var

Federal Hükümet, Sol Parti'nin Federal Meclis'e bu konuda verdiği soru önergesi üzerine bu sayıyı teyit etmedi. Açıklamada „Federal güvenlik kuruluşlarının önünde bu konuda güvenilir sayılar bulunmamaktadır“ denildi. Eğitimli ve sabit kadrolu binlerce Türk ajanından ziyade, bilgi taşıyıcılarından oluşan yoğun bir ağ söz konusu.

DİTİB imamları, en son Gülen Hareketi'nin Almanya'da yaşayan üyelerini muhbirlemekle suçlandılar. Suçlamanın temelinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı gizli bir tebligat yer alıyor. Bir kamu kurumu olan teşkilat, dogrudan başbakanlığa bağlı. Diyanet'in görevleri arasında imamları Almanya'ya atamak da var.

20 Eylül 2016 tarihli tebligat ile, Fethullah Gülen Cemaati'nin „her türlü teşkilatlanma yapısına dair detaylı bir rapor“ istendi. Diyanet İşleri'nin bu yazışmasında ayrıca hangi kuruluşlara dağıtılacağı da yazıyor: Türk Büyükelçiliklerine ve Başkonsolosluklarına.

Aradan geçen zamanda DİTİB, Almanya'dan çok sayıda raporun Ankara'ya gönderildiğini reddederken, sorumluluğu Diyanet İşleri'ne yıktı. Geçtiğimiz çarşamba günü Federal Savcılık dört imamın evlerini arattı.

2015'de Koblenz'deki Eyalet İstinaf Mahkemesi'nde Türk gizli servisine çalıştığı düşünülen üç kişiye karşı dava açıldı. Bunlardan birinin daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanı olduğu iddia ediyor. Bu kişi, iddianamede idari sorumlu olarak Almanya'da muhbirlerle çalışmakla suçlanıyor. Dava, sadece iki ay sonra, mahkeme sözcüsünün ifadesiyle „dava sürecine dair ekonomik nedenlerle“ geçici olarak düşürüldü. Sanıklar hazineye bir miktar harç ödediler ve vaka cezai takibat dışı kaldı.

S. güven kazanıyor

Sol Parti'nin Federal Parlamento grubunun soru önergesine verdiği cevapta „Federal hükümetin önünde, Türk gizli servisi MIT'in, darbe teşebbüsü çerçevesinde Almanya'daki bilgi edinme faaliyetlerini yaygınlaştırıp yoğunlaştırdığına dair göstergeler bulunmaktadır“ ifadelerine yer veriliyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı da Türkiye'nin gizli servis faaliyetlerini daha sıkı bir şekilde gözlemliyor, bununla beraber MİT uzun yıllar gizli servisler arasında yakın bir müttefik olarak görülüyordu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın yakında Almanya'ya gelmesi ve Anayasayı Koruma Teşkilatı ve BND'nin yöneticileri ile buluşması bekleniyor. Servisler, yakalanan Mehmet Fatih S. vakasını göz ardı edemeyecekler.

Türk vatandaşı olan S., 2014 ilkbaharında Almanya'ya geldiğinde Bremen'e yerleşiyor. Kendisi de Türkiye'nin doğusundan gelen bir Kürt. Kuzey Kıbrıs'taki bir vakıf üniversitesinde gazetecilik eğitimi alıyor. Facebook profilindeki fotoğraflarında sıklıkla ayna camlı güneş gözlükleriyle poz veriyor. Beğenileri arasında mafya filmi „Baba“ yer alıyor ve bir Türk gazeteciler platformunun üyesi. Bunun dışında Facebook üzerinden başka bir bilgi paylaşmamış.

S. ‚yi Almanya'da görevlendiren televizyon kanalı Denge TV, Batman merkezli. S.‘den önce kanalın Almanya'da hiç muhabiri olmamış. S. haberleri için başkent Berlin veya merkezi nitelikteki Kuzey Ren Vestfalya'yı seçmeyip, Bremen'e gidiyor.

Muhabir olması, S.'nin Kürt aktivist ve siyasilerle irtibat kurmasını kolaylaştırıyor. Fotoğraflar onu Brüksel'de yaşayan KONGRA GEL başkanı Remzi Kartal ve bir HDP milletvekili ile birlikte gösteriyor. Hamburg Meclisi'nde Sol Parti milletvekili olarak yer alan Cansu Özdemir ile de bir görüşme ayarlamaya çalışıyor, ama bu görüşme asla gerçekleşmiyor.

Ekip ve arkadaşlar

Diğer fotoğraflarda S., Kürt yanlısı gösterilerde elinde kırmızı bir bayrakla objektife kararlı bir bakış fırlatırken görülüyor. S. faaliyetlerini fotoğraflarla belgeliyor, notlar ve raporlar yazıyor, bir dizi kağıt arşivliyor. Örneğin 2016 Eylül ayları başlarında Köln'deki Kürt kültür festivali veya Kürt çatı kuruluşu Nav-Dem'in bir buluşması hakkında yazıyor. Her seferinde Yüksel Koç´un hangi etkinliklere katıldığını, kimlerle buluştuğunu kayda alıp „herşey süper gidiyor“, „herşey yolunda“ gibi notlar düşüyor.

S., 2016 yazında Bremen'den Aachen'e taşınma hazırlıklarına başlıyor. Neden oraya taşınmak istediği bir muamma. Bir kağıda „30 Eylül'den sonra yapılacaklar diye tek tek maliyetleri not almış: yeni ev, nakliye firması, öğrenci harçları, dil kursu. Toplam hesap 10.000 Euro´nun üzerine çıkıyor. Bunları muhtemelen notun alıcısı karşılayacaktı. S. faturasının altına „Ekim´de yeni bir plan hakkında konuşabiliriz“ diye not düşüyor.

Notlardan S.‘nin kendi başına hareket etmediği anlaşılıyor. 28 Haziran 2016 tarihli cinayet planı notu da üçüncü kişilere yönelik. Bu notta „Bremen'deki arkadaşlara ulaşamıyorum“ yazan S. „ekip“ ile irtibatın iyi işlemediğinden şikayet ediyor; „Bu konuda şikayette bulunacağım. Lütfen devreye girin ve hepsini iletin.“ Açıkça görüldüğü üzere yazı bir idari amire gidecekti. Raporlarında tekrar eden bir biçimde „Arkadaşlar“dan oluşan bir ekipten söz ediliyor.

Ağustos 2016'da S.'nin hesaba katmadığı birşey oluyor. Genç bir kadın, Yeni Özgür Politika gazetesine başvuruyor. Kadın, S.‘nin Bremen'de birlikte yaşadığı kız arkadaşı. Ajanlık sanığının, raporlarının, notlarının, gösteri ve etkinliklerde çektiği fotoğrafların ve pasaportunun sayfalarının gizlice fotoğrafını çekiyor. Kürt gazetesine, arkadaşının planlarının ürkütücü gelmeye başladığını ve S. ‚nin kendisi ile işbirliği yapması halinde ayda 5.000 Euro kazanç vadettiğini, kendisinin ise bunu reddettiğini bildiriyor. S.‘nin Türk gizli servisi için çalıştığını kendisine söylediğini de aktarıyor. Açık biçimde onu da planın detaylarına dair bilgilendiriyor; ölüm komandoları üçlü ekipler halinde çalışıyor, bir kişi olası hedefleri tespit etmekte, ikincisi öldürmeke, üçüncü kişi ise grubu koordine ederek izleri ortadan kaldırmaktadır.

Bu ispatlanabilir değil. Aynısı, sanığın sevgilisinin dile getirdiği bir diğer şüphe için de geçerli: Bu türden üç ekibin geçen yıl Almanya'ya gelmiş olduğu.

„Az zamanınız kaldı“

S.'nin kız arkadaşı hakkında pek fazla şey bilinmiyor. Onunla beraber Almanya'ya geldiği ve gazeteci olduğu bildiriliyor. İkisi birlikte sıklıkla Kürt etkinliklerine katılmışlar. Şu anda kadın tanık koruma programına alınmış durumda ve bilinmeyen bir yerde yaşıyor. S. ise deşifre olduktan sonra Ağustos ortasında kayboluyor.

17 Kasım 2016'da Yüksel Koç, Ukrayna menşeili bir numaradan bir kısa mesaj alıyor. Notta „O şıllık sizi uyardığı için sevinin“ ve „bunu ödeyecek“ yazıyor. Göndericinin profil fotoğrafında üzerinde „Hesap günü“ yazılı bir hedef tahtası vardır. Haberde Koç´un adresi ve „seni sokağına gömeceğiz“ yazılı.

Brüksel'deki Kürt politikacı Remzi Kartal da aynı numaradan böyle bir mesaj alıyor: „Birini buldunuz, ama aranızdaki diğer bir sürü kişiyi ne yapacaksınız“. Kartal'ın adı S. 'nin notlarında sık sık geçiyor „Az zamanınız kaldı, biraz daha yaşayın“

Yüksel Koç, Hamburg'un St. Georg semtindeki bir Kürt kültür derneğinin ilk katında oturuyor. Uzun masalardan birinde kahvaltısını yapıyor. Masada ekmek, beyaz peynir ve çay var. „Beni öldürmek istiyorlardı“, diyor çekingence „hatta bu sonbaharda bunu yapmak istiyorlardı“. Alçak sesle ve aksansız konuşuyor. Hukuki konulara geçildiğinde, Türkçe konuşmaya başlıyor, Hamburg Belediyesi'nde biraz önce yapılan basın toplantısında olduğu gibi. Toplantıda uzun boylu, iri ve kel kafalı bir adam erafından uzaklaşmıyor. Kendisini gazeteci olarak tanıtan adam, bir not defteri ve fotoğraf makinesı taşımasına rağmen ne fotoğraf çekiyor, ne de not alıyor. „Bana birazcık dikkat ediyor“ diyor Koç.

Sonbahardan beri nadiren aynı yerde uzun süre kalıyor. Bremen'de olduğunda ise Polise bildiriyor. „Daha dikkatli olmalıyım“ diyor „ama yaşamaya devam ediyorum.“ S.‘nin kendini Bremen'de güvende hissetmediği için sıklıkla gittiği Hamburg St. Georg'daki Kürt derneğinden bir kaç yüz metre ötede yaşadığı bildiriliyor.

Bir ajan Koç'u öldürmek isterken, diğeri onu uyarır

Koç'a ilk uyarı 2016 ilkbaharında geliyor. Bilgi, üstüne üstük bir MİT ajanı olduğu bildirilen birinden geliyor. Bu kişi, Koç'a mutlaka onunla görüşmek istediğini bildiriyor.

Bir buluşmalarında Koç'a bir ölüm listesinde yer aldığını bildiriyor. Bu karşılaşmanın gerçekten bu şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği kanıtlanabilir değil. Koç'un bu kişiye mutlak güven vermiş olması gerekir. Koç „Elbette ben de ona bunu neden bana söylediğini sordum“ diyor. Ajan onun ifadesiyle Türkiye'ye sadık olduğunu ama ne pahasına olursa olsun ikinci bir Paris'i engellemek istediğini söylüyor.

2013'te Paris'te üç Kürt kadın aktivist bürolarında vuruldular. Ölümlerin arkasında Türk gizli servisinin olduğu tahmin ediliyor. Fransız polisi kısa sürede, aktivistlerin birinin şoförlüğünü yapan ve esas sanık olarak görülen Ömer Güney'i yakaladı. Kürt toplumu Fransa'daki davaya büyük umutlar bağlamıştı. İlk defa Türk gizli servisinin Avrupa´daki aktivitelerine dair bilgi alınabilecekti.

Ajan olduğu tahmin edilen S.'nin Hamburg'da yakalanmasının ardından Paris'ten gelen bir haber tüm umutları yıktı. Dava asla gerçekleşemeyecekti. Ömer Güney hapishanede ölmüştü. Ağır bir hastalıktan muzdarip olduğu uzun süredir biliniyordu.

Türk gizli servisinin Avrupa'daki aktivitelerine dair bir sonraki ajanlık davası bu yüzden Almanca görülebilir. Koç „Güvenlik kurumları Hamburg vakasının ardından doğru biçimde giderlerse, MİT'in Almanya'daki işleri hakkında çok şey öğrenebilirler“ diyor. Federal savcılığın şimdi Mehmet Fatih S.‘ye dava açıp açmayacağına karar vermesi gerekiyor.

MARKUS SEHL , 2017-02-20
GERI
PAYLAS
YAZAR PROFILI
Bağımsız gazeteciliği destekleyin